Filistin 36
Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte Ortadoğu’nun kalbi Kudüs, adeta kaynayan bir kazana dönüşür. Nazilerin zulmünden kaçarak topraklara sığınan Avrupalı Yahudilerin büyük göç dalgası ve bölgeye kendi sömürge düzenini vahşice dayatmaya çalışan İngiliz Mandası, yüzyıllardır bir arada yaşayan halkların dengesini altüst eder. Tüm bu kaosun ve tarihi kırılmanın tam ortasında; geleneksel köy hayatı ile hızla batılılaşan şehir arasında kimliğini korumaya çalışan Yusuf, büyükannesinin bilge gölgesinde dünyaya ayak uydurmak için çırpınan Afra ve ailesini geçindirme baskısı altında ezilirken kendini bir anda silahlı direnişin içinde bulan öfkeli bir liman işçisinin yolları kesişir. “Filistin 36”, bir coğrafyanın kaderinin nasıl kalıcı olarak değiştirildiğini, bireysel hayatların altüst oluşu üzerinden anlatan epik, sarsıcı ve yürek burkan bir dönem başyapıtı.
Ortadoğu’nun Dönüm Noktası: Filistin 36 Filmi Genel İncelemesi
Sinema dünyasında tarihi gerçekleri tarafsız, ajitasyondan uzak ama bir o kadar da insan odaklı anlatabilmek her yönetmenin harcı değildir. Hele ki konu Filistin coğrafyası ve bugünkü büyük krizlerin temelinin atıldığı 1930’lu yıllar olunca yük daha da ağırlaşır. 17 Temmuz 2026 tarihinde sinemalarda vizyona girecek olan, ödüllü yönetmen ve senarist Annemarie Jacir imzalı Filistin 36 (Palestine 36), bu ağır yükün altından sinematografik bir zaferle kalkmayı başarıyor. Dünya prömiyerini yaptığı festivallerde ve ülkemizde düzenlenen 13. Boğaziçi Film Festivali’nde eleştirmenlerin ayakta alkışladığı bu film, nihayet sinema salonlarında seyirciyle buluşuyor.

Annemarie Jacir, kamerasını büyük siyasi liderlerin odalarına yerleştirmek yerine, sokaktaki insanın, köylünün, limandaki işçinin ve manastırdaki din adamının dünyasına çeviriyor. Film, Osmanlı’nın çekilmesinin ardından İngiliz sömürge yönetiminin bölgede yarattığı bürokratik ve askeri baskıyı, ardından Avrupa’daki Nazi soykırımından kaçıp canını kurtarmaya çalışan göçmenlerin getirdiği demografik değişimi muazzam bir doğallıkla işliyor. Jacir’in sinema dili, izleyiciyi didaktik bir tarih dersine boğmuyor; aksine dönemin Kudüs sokaklarındaki o kozmopolit ama her an patlamaya hazır atmosferi koklamanızı sağlıyor.
Görüntü yönetimi, 1930’ların Kudüs’ünü, zeytin ağaçlarıyla bezeli köylerini ve eski liman şehirlerini o kadar dokunaklı bir estetikle yansıtıyor ki, kendinizi bir anda o tozlu yollarda yürürken buluyorsunuz. Hiam Abbass ve Kamel El Basha gibi dünya çapında rüştünü ispatlamış dev oyuncuların yanına eklenen Robert Aramayo gibi Hollywood kökenli isimler, filmin uluslararası standartlardaki profesyonelliğini perçinliyor. Karşımızda sadece bir siyasi eleştiri değil, insan ruhunun baskı ve değişim karşısındaki direnişini anlatan zamansız bir dram duruyor.
Tarihin Tozlu Sayfalarında Bir Gezinti: fulhdfilmizlesene.tr Eleştirisi
fulhdfilmizlesene.tr ekibi olarak sinemada sanatsal derinliğe ve tarihi gerçekçiliğe önem veren sinefiller için harika bir inceleme ile karşınızdayız. Filistin 36, adından da anlaşılacağı üzere coğrafyanın en kritik yıllarından biri olan 1936 Büyük Arap İsyanı dönemine giden süreci ve o dönemin ruhunu inceliyor. Yönetmen Annemarie Jacir’in en büyük başarısı, filmi ucuz bir propaganda aracı haline getirmemiş olması. Ortada bir dram var, evet, ama bu dram körü körüne bir nefretle değil, sosyolojik ve insani analizlerle ekrana taşınmış.
Filmin senaryosu üç farklı karakter aksı üzerinden çok sesli bir anlatı sunuyor. Bir tarafta köyü ile şehir arasında sıkışan Yusuf’un modernite sancılarını izlerken, diğer tarafta limanda ekmek kavgası verirken sistemin adaletsizliği yüzünden eline silah almak zorunda kalan işçinin trajedisine şahit oluyoruz. İngiliz Yüzbaşı Wingate karakteri üzerinden sömürgeci zihniyetin “böl ve yönet” taktiği o kadar incelikli işlenmiş ki, bugün Ortadoğu’da yaşanan pek çok olayın kökünü filmi izlerken çok daha iyi kavrayabiliyorsunuz.
Eleştirilmesi gereken ufak bir detay ise, filmin 1 saat 59 dakikalık süresinin özellikle orta bölümlerde ritmini kaybetmesi. Annemarie Jacir, atmosfer yaratma konusundaki tutkusundan dolayı bazı sokak ve pazar sahnelerini, karakterlerin uzun yürüyüşlerini gereğinden fazla uzun tutmuş. Bu da ana akım sinemanın hızlı tüketim ritmine alışkın izleyiciler için yer yer temponun düştüğü izlenimi yaratabilir. Ancak filmin genel bütününe yayılan o şiirsel anlatım ve çarpıcı final, bu ritm bozukluklarını unutturacak güçte.
Editörün Gözünden: fulhdfilmizlesene.tr Yorumu
Araya birkaç Hollywood yıldızı serpiştirilmiş, bol ödüllü festival filmlerini izlerken genelde “İçim şişti, bitse de gitsek” dersiniz ya; işte Filistin 36 o filmlerden değil! Evet, dibine kadar sanat filmi, dibine kadar dram ama hikayenin sürükleyiciliği ve karakterlerin başlarına gelen olaylar sizi ekran karşısında adeta bir gerilim filmi izliyormuşçasına diri tutuyor.
fulhdfilmizlesene.tr editör koltuğunda bu filmi izlerken, İngilizlerin o meşhur “üstten bakan, her şeyi biz dizayn ederiz” tavırlarına sinir olmaktan, Yusuf’un şehirdeki modern hayata uyum sağlama çabasındaki o şapşal hallerine tebessüm etmeye kadar çok farklı duygusal duraklardan geçtim. Film, dramatik yapısını o kadar dengeli kurmuş ki, en trajik sahnede bile insanlığın o kırılgan umudunu görebiliyorsunuz. Hiam Abbass ablamız zaten oynadığı her sahnede devleşiyor; onun o mağrur, bilge duruşu filmin omurgasını oluşturuyor. Eğer sinemadan çıktığınızda kafanızda yeni sorular uyandıracak, sadece gözünüze değil ruhunuza da hitap edecek profesyonel bir yapım arıyorsanız, listenizin ilk sırasına bu filmi yazın derim.
fulhdfilmizlesene.tr Puanı: 8.4 / 10 (Tarihi bir kırılmayı tarafsız, estetik ve muazzam bir oyunculuk yönetimiyle beyaz perdeye aktardığı için!)
Coğrafyanın Kaderini Özetleyen Replikler
-
Hanan (Hiam Abbass): “Toprak yerinde duruyor evlat, değişen tek şey üzerindeki gölgeler. Osmanlı gitti, İngiliz geldi… Ama bu zeytin ağaçları hala bizim dilimizde fısıldıyor.”
-
Abu Rabab (Kamel El Basha): “Liman bomboş, gemiler bizim değil, gelen insanlar yabancı… Evime ekmek götüremedikten sonra bana adaletten bahsetmeyin Yüzbaşı!”
-
Captain Wingate (Robert Aramayo): “Biz buraya düzen getirmeye geldik. Ama görüyorum ki siz vahşeti ve karmaşayı düzene tercih ediyorsunuz.”
-
Père Bolous (Jalal Altawil): “Kudüs’te çan sesleri ile ezan sesleri birbirine karışırdı. Şimdi ise sadece silah sesleri ve barut kokusu var. Tanrı hepimizi affetsin.”
Kaderin Ortasındaki Hayatlar: Detaylı Karakter Analizleri
Hanan (Hiam Abbass)
Filistin sinemasının ve Hollywood’un usta ismi Hiam Abbass tarafından canlandırılan Hanan, Kudüs’ün köklü geçmişini, asaletini ve geleneksel bilgeliğini tek başına sırtlayan muazzam bir karakterdir. Hanan, değişen dünya düzeni, İngiliz askerlerinin sokaklardaki sert postalları ve şehre doluşan göçmen dalgası karşısında ailesini bir arada tutmaya çalışan birleştirici bir figürdür. O, sadece bir anne ya da büyükanne değil; aynı zamanda köy halkının akıl danıştığı, toprak hukukunu ve geçmişin mirasını en iyi bilen bir hafıza merkezidir. Hanan’ın sahnelerindeki o sakin, oturaklı ama fırtına öncesi sessizliği barındıran duruşu, filmin dramatik ağırlığını mükemmel dengeliyor. Gençlerin fevri çıkışlarına karşı gösterdiği o sabırlı ve bilge yaklaşım, aslında coğrafyanın bin yıllık hayatta kalma refleksinin bir tezahürüdür. Hiam Abbass, karakterin içsel acılarını ve vakur duruşunu tek bir bakışıyla izleyiciye geçirmeyi başararak adeta bir oyunculuk dersi veriyor.
Abu Rabab (Kamel El Basha)
Venedik Film Festivali’nden ödüllü dev oyuncu Kamel El Basha’nın hayat verdiği Abu Rabab, geçim derdi ile onuru arasında sıkışıp kalmış Filistinli işçi sınıfının gür ve trajik sesidir. Yıllarca limanda sırtında yük taşıyarak ailesini namusuyla geçindirmiş olan bu yaşlı kurt, İngiliz Mandası’nın ekonomik ambargoları ve liman yönetimini tamamen kendi tekeline almasıyla büyük bir çaresizliğe sürüklenir. Evde aç bekleyen çocuklarının baskısı ve dışarıda uğradığı ırksal, sınıfsal ayrımcılık Abu Rabab’ı hayatı boyunca uzak durduğu radikal ve isyankar hareketlerin içine doğru iter. Karakterin dönüşümü o kadar ince işlenmiştir ki, onun eline silah aldığı ya da gizli toplantılara katıldığı anlardaki ideolojik motivasyonundan ziyade, bir babanın çaresizliğini ve sistem tarafından nasıl canavarlaştırıldığını görüyorsunuz. Kamel El Basha, karakterin o yorgun omuzlarını, nasırlı ellerini ve adaletsizliğe karşı haykıran öfkesini muhteşem bir gerçekçilikle canlandırıyor.
Père Bolous (Jalal Altawil)
Jalal Altawil tarafından canlandırılan Père Bolous, Kudüs’ün o dönemki çok dinli ve çok kültürlü yapısını temsil eden, kaosun ortasında barışı ve vicdanı korumaya çalışan bir din adamıdır. Şehirdeki Hristiyan cemaatinin haklarını savunurken, aynı zamanda Müslüman komşuları ve Avrupa’dan kaçıp gelen Yahudi sığınmacılar arasında bir köprü olmaya çalışır. Siyasi hırsların, sömürgeci planların din ve inanç üzerinden nasıl manipüle edildiğini en yakından gören kişidir. Père Bolous, kilisesinin kapılarını canını kurtarmaya çalışan herkese açarak, filmin insani ve evrensel mesajının en büyük taşıyıcısı olur. Ancak olaylar kanlı bir çatışmaya dönüştüğünde, onun da inancı, pasifist duruşu ve tanrıya olan sığınışı büyük bir sınavdan geçer. Jalal Altawil, karakterin yaşadığı o derin vicdani azabı ve ruhsal çöküşü büyük bir başarıyla beyaz perdeye yansıtıyor.
Captain Wingate (Robert Aramayo)
Yüzbaşı Wingate, İngiliz İmparatorluğu’nun sömürgeci, soğuk, kibirli ama bir o kadar da disiplinli askeri bürokrasisini temsil eden antagonist (karşıt) bir karakterdir. Robert Aramayo’nun canlandırdığı Wingate, kağıt üzerinde bölgeye “huzur, medeniyet ve düzen” getirmekle görevlidir; ancak pratik uygulamalarında yerel halkın kültürünü, haklarını ve yaşam alanlarını hiçe sayan sert bir disiplin uygular. O, kötü niyetli bir canavardan ziyade, inandığı imparatorluk ideolojisinin kör bir uygulayıcısıdır. Gençlerin ve işçilerin isyan bayrağını açması karşısında aldığı acımasız kararlar, bölgedeki şiddet sarmalını tetikleyen en büyük unsurdur. Aramayo, karakterin o aristokratik soğukluğunu ve askeri ciddiyetini çok iyi yansıtarak, filmin çatışma dinamiklerini kusursuz bir şekilde besliyor.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Filistin 36 filmi ne zaman vizyona girecek ve orijinal adı nedir?
Film, 17 Temmuz 2026 tarihinde vizyona girecek olup, uluslararası sinemalardaki orijinal ismi “Palestine 36″dır.
Filistin 36 filminin yönetmeni ve senaristi kimdir?
Filmin hem senaryosunu yazan hem de yönetmenliğini üstlenen isim, Ortadoğu sinemasının dünyaca ünlü yönetmeni Annemarie Jacir’dir.
Film hangi tarihi dönemi ve olayları konu alıyor?
Film, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından, 1930’lu yılların ortasında (özellikle 1936 Büyük Arap İsyanı dönemi) Kudüs’te yaşanan İngiliz sömürge yönetimini ve Avrupa’dan gelen Yahudi göç dalgasıyla değişen coğrafi kaderi konu alıyor.
Filistin 36 filmi herhangi bir festivalde gösterildi mi?
Evet, film vizyon yolculuğundan önce uluslararası festivallerde yarışmış ve Türkiye’de de ünlü 13. Boğaziçi Film Festivali kapsamında “Filistin’den Dünyaya” programı adı altında sinemaseverlerle buluşmuştur.
Oyuncu kadrosunda kimler yer alıyor?
Filmin başrollerini dünyaca tanınan Hiam Abbass, Kamel El Basha, Jalal Altawil ve Hollywood yapımlarından aşina olduğumuz Robert Aramayo paylaşmaktadır.